Sayfalar

Salı, Ekim 12, 2010

İstatisliktik şeysi

Sevgili füsun sobelemiş beni,istatistiklerimizden bakıp favori 5 postumuzun linklerini ekleyecekmişiz minik

içerikleriyle.Çok teşekkür ediyorum kendisine ve hemen eklemeye başlıyorum.



Sondan başa doğru;

5.Çiş Mevzu ,adındanda anlaşılacağı üzere Duru'nun çiş eğitimiyle ilgili süreci anlattığım post.

4.Bir Minik Tosbaa,evimize gelen minik su kaplumbağasının bize hissettirdikleriyle ilgili birkaç foto ve birkaç cümleden oluşan tosbamız gibi minik bir post.


3.Duru Deniz ve Güneş,Durunun ilk deniz maceresını bikaç resimle anlattığım sıcak bir yaz postu.


2.İki Bİtti Bile,İkinci yaş günümüzün aile arasında kutlandığı ve benim o günkü duygularımı paylaştığım,durunun resimleriyle dolu doğumgünü postu.


1.Rahat Bırakın Yav,Çocuk yetiştirirken, büyüklerimizin bizim koyduğumuz kuralları yok saydığı ve bizi zorda bırakan, çoğu kez sinilendiren durumları,kendi yaşadığım bikaç örnekle açıkladığım post. 


Azıcık nostalji yapmış oldum böylece :)
Bende aşağıdaki arkadaşlarımı sobeliyorum,kaçmak yok yazmak  mecburi.


Sanberk ve Fikriye,
Yiğit ve Ayşe,
Uras ve Maya,
Anne Kalemi Nihal,
Bir Terazi kızı Serpil

Pazar, Ekim 10, 2010

En Sevdiklerim


Peluş oyuncaklarım,onlar en sevdiklerim...altı,beş,sekiz,bi sürü var...En büyük zevkim hepsini oturma odasına yada annemlerin yatağına taşıyıp babamla evcilik oynamak.Bazen onlara hamurdan mamalar yapıyoruz babamla,bazende  minik kağıtlardan yapıp yediriyoruz,uyutuyoruz,bazende hasta oluyolar doktora götürüyoruz,çok eğlenceli hepsi :) Annem güzel oynayamıyor hemen sıkılıyor,babam çok yaratıcı ama bi sürü şey yapıyoruz onunla,hergün işten gelmesini iple çekiyorum.Annem evi dağıttık diye kızıyo bize,her taraftan oyuncak çıkıyomuş.Ee ne güzel işte :) 


Emektar tencerelerim...onlarda vazgeçilmezlerim.Bir yaşımdan beri oynuyorum onlarla,içlerine su doldurup aktarıyorum,yemek pişiriyorum.Şimdilerde annem su vermiyor döküyomuşum ve üstümü ıslatıyomuşum,onun yerine bi avuç fasulye yada makarna veriyor,onlarda koltukların sehpanın altına kaçıp duruyor,yakında bunlardanda olucaz gibi.

Pazzlelarım ...Annemin en sevdikleri,oturularak yapılıyorya ondan sanırım.Bende seviyorum,bazılarını kendim yapıyorum,çok parçalılarda ise annem azıcık yardım ediyor.Şekiller oluşunca çok mutlu oluyorum,sonra döküp döküp tekrar yapıyoruz.

Kahvaltı setim...Nasıl kahvaltıysa içinde limon,armut hatta kerevize benzeyen bişey bile var.Kesmesi çok zevkli ama, kendi bıçağıyla çıkırt çıkırt kesiyorum,yapıştırıyorum bazende peluş oyuncaklarıma yediriyorum.

Ksilofonum...Bi çubuk anneme bi çucuk bana birlikte çalıyoruz,annem yavaş vur diyor ama o zamanda zevki olmuyorki.
Parça bütün oyuncağım...Baya küçükken aldı annem, beni dahi sanıyor herhalde,şimdilerde yapabiliyorum ancak,altıgen varmış burdan öğrendim daha neler görücez bakalım.


Sevgili füsun mim haline getirmişti bu post.u,bende yazmak istedim ve yazmak isteyen herkesi mimliyorum.

Çarşamba, Ekim 06, 2010

Annelik Sorgulamam


Emzirmek,ahh emzirmek yada emzirememek mi demeli ?


İlk gün,hem tarifsiz mutluluk hem tarifsiz hayal kırıklığım...Bir damla sütü gelmez mi bir insanın,anne olunca gelmiyor muydu bu mucizevi denilen anne sütü,ben anne olamamış mıydım daha ? Seni dokuz ay taşımak,doğurmak yetmemiş miydi yoksa ? DEVAMI...

Pazartesi, Ekim 04, 2010

Hasta Ama Oyuncu :)


Original Video- More videos at TinyPic

Hasta kuzum,burun tıkalı ama oyunculuk tam gaz :)

Cuma, Ekim 01, 2010

Ihh Dese Doktora Koşar Olduk


Bahar gelince önün arkan sağın solun her yerinde hasta görmek doğal oluyor.Duru'da eksik kalmak istemedi bu topluluktan.Bir haftadır tek tük süren masum öksürükler,önceki gün yerini biraz hırıltılı ve nispeten yoğun öksürüklere devredince babayı yine bir panik hali sardı.
"Çocuğu doktora götürelim mi" der gibi baktı bana,iki yıllık pinpirikli baba bakışlarını tanımazmıyım.
"Hayır biraz daha bekleyelim" der gibi baktım bende :)

Baktı benden ses çıkmıyor,sözlü ifadeye geçti.
"Baksana öksürüyor işte götürelim"
"Yahu adam dur,bi seferde kendimiz durumu idare edip atlatabilelim bi hastalığı"
İki hapşursa,bi öksürse "hadi götürelim" oluyor sürekli.
Hem artık daha tecrübeliyim ilk yıla göre,ne durumda ne yapılır hangi hastalığa ne verilir az çok biliyorum.Ayrıca her zaman gittiğimiz doktorun ne ilaç yazacağınıda adım gibi biliyorum.
Öksürüğe hafif ateşte eklenince gitmek farz oldu artık bize.Ben hala biraz bekleyelim durumdaydım oysa.



Vesselam tamda tahminlerim üzerine bir haftadır zaten kullanmakta olduğum öksürük şurubu,bir ateş düşürücü,ve serum fizyolojik yazıldı.Birde ateş yükselirse kullanılmak üzere antibiyotik eklendi.Neyseki daha açmadık kutuyu.

"İçimiz rahatladı en azından" diyerek,pimpirikli baba modeline gölge düşürmedi.
Tamamda bir kerede ben hallettim,ben iyileştirdim demenin mutluluğunu yaşayayım.Bi süre sonra düzelme olmadıysa yine götürecektik zaten.

Keyfi yerinde Duru'nun, koşup oynuyorda biraz öksürüyor işte.Umarım ilerlemez ve bikaç güne iyileştik diyebiliriz.
Bu durum çoğu babada böyle sanırım.Şurubunda bi günde doping etkisi yapacağını zannediyorlar.Biz anneler daha soğuk kanlıyız onlara göre,daha kontrollüyüz.
Benim çocukken doktora gitmelerim bir elin parmaklarını geçmemiştir herhalde.Gerçi şimdiki  çocuklar daha hassas kabul ediyorum ama yinede hemen doktora koşmamalıyız bence.
Her doktora gidişte bi poşet ilaçla dönülüyor eve.Bu onların bağışıklığını dahada zayıflatmazmı ?

Burdan tüm hastalarada geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum bu vesile ile...

Pazartesi, Eylül 27, 2010

Mutluluk Dediğin...

Sevdiklerine sahip çıkmak,sıkı sıkı sarmalamak,


Başını omzuna yaslamak, istediğin an ve mekanda,

Tüm cesaretinle tutup elinden çekmek hayatına,


Ve hiç bırakmamak...

Bazen buğulu bir bakış, 

Bazen masum bir gülümseme,

Bazende ketçaba bulanmış bir dilim patates kızartması :)




Mutluluk dediğin,sevdiklerinle buluşmaktır kısacası...Mutlu etti bizi bu buluşma,hemde nasıl...

Çok tatlıydı Fikriyem hep gülen yüzüyle,sımsıkı kucaklaştık önce,
sonra sımsıcak Feridem geldi boncuğumla ve kadro tamamlandı.İkisinide özlemişim,en çokta çocukları.

Sohbetler edildi bolbol , yenildi , içildi ,gülüşmeler ve flaşlar eksik olmadı.
Ferideyle pişti olduk aynı renk bady,ve aynı renk üstlükle :)
Fikriye yine tam tekmil doldurmuştu çantayı,onu bildiğimden bende bişey almamıştım,iyi oldu :) 
Kendi elleriyle orman meyvelerinden bi şurup hazırlamışki tadı damağımda hala.

Çocuklarda yormadı bizi,gayet güzel anlaştılar arada ufak didişmeler olsada.
Sanberk'in Merve'ye kafa atma girişimi,
Merve'nin kitabı Sanberk'in kafaya geçirme girişimi ve Sanberk'in annesine sığınması,
bi ara ben masada yokken döndüğümde Duru'nun bulgarca konuşması :),
günün unutulmazları arasına girdi bile benim için.

Kitap sergiside gezildi,Merve babayla takıldı,Sanberk uyku haline geçti,Duru'da bi kitap seçip gitti masaya okudu,bizede rahatça gezip bikaç kitap almak düştü.

Ve yine herzamanki gibi zaman su gibi geçti,ayrılık vakti geldi çattı,kucaklaşma faslı bu sefer hüzün getirdi.
En kısa zamanda tekrarlama sözü verildi.

Ve ben birkez daha düşündüm,iyiki yaklaşık üçbuçuk sene önce o kadın sitesine üye olmuşum.
O tarihten beridir hayatıma renk katan insanlara teşekkür ediyorum. 


Perşembe, Eylül 16, 2010

Politikacı Bücürler

Tombul sosis diye boşuna dememişim,koca yanaklı pamuk pamuktu birr zamanlar... 


Şimdilerde "uzun sosis" kıvamına geliyor iyice.
Uzadı , inceldi , bebeklikten çıktı hepten.
Büyüyor işte hepsi gibi,zamanın akıp gitmesine karşı koyamayarak.
Ayağımda sallarken göğsüme geliyor ayakları artık :) (Öğlenleri çabuk uyusun diye ayağımda sallıyorum hala çoğu kez).


Bez işi çoktandır bitmişti zaten.
Bi biberon kaldı bebekliği hatırlatan,annesinin deliğini iyice genişletip kızının sabahları iki dakkada hüplettiği,birde emzik kaldı sadece uykuya dalışlarda kullanılan.
İkisindede sakınca görmüyorum,çünkü bağımlılık şeklinde değil sadece amaca yönelik kullanılıyor.
Akşamları çoğu kez bardaktanda sütünü içiyor artık.
Uykuya daldıktan sonrada emzik atılıyor ağızda bekletilmiyor.


Evcilik hala en favori oyunumuz,ondan sonra saklambaç var sırada.Gecenin bi yarısı ailecek saklambaç oynuyoruz evde.
O herzaman aynı yere saklanır,bizde her seferinde zor buluruz onu "Aaa bi ayak gördüm sanki" deyincede ayaklar toplanır usulca :)



Vee Duru'dan inciler,

*

Onu salıncakta sallayan kuzeni sorar"beni seviyomusun duru"
"hayır sevmiyorum" lafı üzerine sallama işlemi durdurulur, "seviyom seviyom şaka yaptım" gelir peşine :))

*

Çoraplarını ısrarla çıkarınca annesi kızar,iki dakka sonra çoraplar elde gelinir"giymek istiyorum anne hasta olurum yoksa" ve sonraki cümle gelir"evde çiko(lata) vardı dimi anneee" :))

*

Sabahın köründe kalkılıp oturma odasına gitmek istenir ve annenin "Kızım koltuklarda misafirler yatıyor gidemeyiz yer yok" lafı üzerine "ama yerler boş anneee"gelir :))

*

Her ayın her dönemin farklı güzellikleri var kesinlikle,iki yaşla birlikte yeni şeyler yaşıyoruz bizde.O bebek masumluğundan çıkıp kendi isteklerini kabullendirme adına ne oyunlar yapıyolar ne laflar ediyorlar.Büyüdükçe kazanılan insani duygular bunlar sanırım.Çünkü kimse özellikle öğretmiyor,iç güdüsel olarak hayatta yer edinebilmek için politikalar geliştiriyolar.Bizede şaşırıp kalmak düşüyor.

26.ayımızda durum böyle,bakalım ileriki aylarda neler görüp duyup vede şaşıracağız.