Sayfalar

Eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğlence etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Eylül 19, 2011

İyiki Varsın M.M.

Aktiviteleri tükettiğimizde,değişik ve eğlenceli birşeyler yapmak istediğimizde,meraklı minik yardımımıza koşuyor.Neredeyse iki yaşından itibaren her ay olmamakla birlikte aldığım,ve henüz duru küçük olduğundan ona uygun olmayan ekleri kaldırdığım için,şu anda elimizde bir poşet dolusu,yapılmayı bekleyen oyun,oyuncak v.s.mevcut.


Bu fotoğraf makinesi maketi,önceki ayındı sanırım.Zaten son zamanlarda fotoğraf çekmeye pek bi meraklı olduğundan,eski foto.makinemi ona vermekle bulmuştum çözümü.Yinede bu makette heyecanlandırmaya yetti Duruyu.


Buda, hazırlanan zar ve piyonlarla oynanan eğlenceli bi oyun.Bir ayak izi seçiyoruz,ve zarda gelen sayı kadar o iz üzerinde adım adım ilerliyoruz.Sonunda izin sahibine ulaşıp fotoğraflıyoruz.


Bunu çok sevdik :) Küçük bir sahne,iki dekor,dört karakter ve sınırsız doğaçlama...
Normalde evciliği ve peluş oyuncaklarını bıdı bıdı konuşturmayı çok sevdiği için,özellikle bayıldı buna.Bende çok sevdim ne yalan söyleyeyim,öyleki farklı dekor resimleri hazırlamayı bile düşünüyoruz :)


Bizim eski eklerde yapılmayı bekliyor şimdi.Bütün bi kış hem eski ekleri hem yeni dergilerdekileri yaparak güzel zamanlar geçirmeyi planlıyoruz biz.

Çarşamba, Temmuz 13, 2011

Duru Deniz ve Rüzgar

Hava bol rüzgarlı,deniz bol dalgalı oldu bu sene,hatta bi ara kara bulutlar geldi yağacak zannettik, neyseki çabuk açtı hava yine.
Oysa geçen sefer ne sıcaktı,ayaklarımızı kumlara basamamıştık,ve Duru ne kadarda küçükmüş :)


Bol bol kumlarla oynadık tabi,hatta öyleki bütün çantalar,yiyecekler herşeyi herşeyi kum yapmış cadı.

Çocukla denize gitmek yorucu,ama onun tadıda başka işte.


Denizle arasıda iyidi geçen sene olduğu gibi,simitiyle çırpınarak yüzdüğünü zannetti durdu :) Dalgalardan dolayı çok su yuttu,çok dikkat etsemde birazda üşüdü,umarım hasta olmaz.


Giderken uyudu,dönerken uyudu,arabaya bindimi yarım saat sonrası uyuyor bu çocuk,bu gece nöbetteyiz artık :)

Cuma, Mayıs 20, 2011

Botanik Bahçe


Gidilecekler listesinde ilk sıralardaydı bu cennet yer,ilk baharın gelmesini beklerken ikinci sonbaharı yaşayınca beklemedeydi,güneşi görür görmez ancak bir çentik atabildik listeye... 


Aslında daha ufak biyer bekliyordum,ama yanılmışım zira yürüyemediğimiz yerler bile kaldı.Şehrin göbeğinde böyle biryer kim düşünebilirdi ki.



Tek olumsuz şey "ses"ti,otobanın yanında olunca oda kaçınılmazdı zaten.Herşeye rağmen mükemmel bir yer,anladıkki bu yaz bolca yoklayacağız burayı. 



Tamda Duru'nun yeşile ağaca doğaya merak saldığı bu dönem burayı keşfetmiş olmaktan ayrıca mutlu oldum.Toprak eşeledi,çiçek kokladı,çimenlerde yuvarlandı,kelebek peşinde koşturdu,çok çok sevdi burayı.



Tek eksiğimiz bir piknik sepetiydi.İnsanlar çaylarını yudumlayıp çiçek kokuları içinde kahvaltılarını yaparken çocuklarda yeşillere salmıştı kendilerini.Neyse şimdilik keşif yapmış olduk,en kısa zamanda hatta belki bu hafta sonu koca bi sepetle gidilecek...İnsan burda yemelere doyamaz vallahi :)



Yer : Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi - Ataşehir

Pazartesi, Mayıs 16, 2011

Duru Hayvanat Bahçe'sinde II


Hımıl bir blogger olunca böyle oluyor,geçen haftalarda taslaklara eklenen kayıt anca şimdi yayınlanabiliyor.Hadi geçen sefer engellemeleri bahane ettim, bu sefer tam hımıllıktan ama itiraf ediyorum.

Ne kadarda küçükmüş şurada değilmi, böyle bakınca daha iyi anlaşılıyor.Ay farkı olarakta 1 ay yoktur ama orda tişört burda palto :(


Bir sene boyunca konuştuk konuştuk ve azıcık güneşi görünce tekrar gitmeye karar verdik.Bu sene daha güzel oldu ama,daha amaca yönelik oldu.Hayvanları daha bi inceledi,yorumlar yapabilecek cümleleri oldu.
Bu tavşanlarıda okşamaya doyamadı.


Leblebi attık bu maymuncuklara,nasıl bir refleksleri var kaç metre öteden nasıl kaptılar inanamazsınız.
Duru'da attı tabi iki ağzına bir maymuna :)


Ahh işte meşhur penguenler," anne hani yumurta yok ayağının üzerinde,bu anne penguenmi acaba,yavrusu nerde peki......."


Konuştukta bir sene boyunca ata binmeden olurmu,bakarmısınız ifadeye zevkten dört köşe :)


Bu koca kaplumbağa hiç kıpırdamadı sağolsun,Duru'da onu taştan yapılmış zannetti,inandıramadık gerçek olduğuna.Ha bide timsahlar vardı böyle vahe kılıçaslan misali kıpırdamadan duran,hiç gerçekçi gelmedi onlarda Duru'ya.Kitaplardaki onca timsah tasvirlerinden sonra hayalkırıklığı oldu onun için.

Park alanının olmasıda büyük avantaj,hem keşif hem eğlence bir arada daha ne olsun.Günün yarısınıda burda geçirmişizdir rahat.


Bir başka hayvanat bahçesi gezisinde görüşmek üzere...:) demiyorum tabi daha sık yazıcam inşallah ;)

Pazartesi, Şubat 21, 2011

Mutluluğun Peşinde

Pazar gününün kasvetli havasını cıvıl cıvıl müzikal bir oyunla dağıttık "mutluluğun peşinde"
Konu itibariyle biraz daha büyük çocuklara hitap etsede Duru ilgiyle izledi,konuyu tam kavrayamasada sorular sorup durdu ve müziklere alkışlarla tempo tuttu.

 

Pür dikkat izlediği zamanlarda oldu,

oyunu bırakıp cilveleştiği zamanlarda :)


Günün sonunda arayan halaya " tağatroya gittik biz,çok eğlenceliydi" diye rapor verildi.

Bu arada bizim evde çalan telefonları Duru açmazsa kıyamet kopar,tel kapalıtıp karşı tarafa tekrar arattırılır.

Telefon açıldığındaki ilk cümle hiç değişmez "alo baba senmisin?"

Babasıyla sohbet ettiğini zannettiğim birgün, ttnet müşteri hizmetleriyle konuşmuşluğu bile vardır :)


Cuma, Ocak 21, 2011

Canımız Sıkılınca...

Pirinçten mercimekten aktivite olursa makarnadanda olurmuş pekala,

Güzelim guaj boyalarla pekte güzel boyanırmış,


Makarna makarna olalı böyle eziyet görmemiş :)


 Ve iki buçuk yaşında bi çocuğu varsa insan, herşeyi yapabilirmiş...

Pazar, Ekim 31, 2010

İlk Tiyatromuz...


Anne,çocuğunu tiyatroya götürmek istemiştir ne zamandır."Resim yapıyoruz,kitap okuyoruz,şarkı söylüyoruz ama sinema ve tiyatroylada tanıştırılması gerek" diye düşünmüştür.
Sinema için erken olabilir,uzun süre sabit kalmayı gerektirdiğinden çocuk sıkılabilir,heveslendireyim derken hepten ters tepebilir.
Ama tiyatro neden olmasındır ? Hem daha kısa, hemde bizzat canlı canlı yaşanılanları görebilmek daha ilgi çekici olabilir.


Yaşına uygun bir oyunda seçildimi tamamdır bu iş.
Daha gitmeden evde anlatılır durum,çok güzel bir oyun oynanacağı ve koltuğunda oturup izlemesi gerektiği tembih edilir.
Vee girilir salona,şaşkın gözlerle etraf incelenir,sahnedeki dekor oyuncaklarla "oyniyimmi annecim" diye bir şans denenir,ama çok zorlanmaz.Perde açılana kadar etraftaki çocuklar gözlemlenir,bazılarıyla sohbet edilir hatta gıdıklamaca oynanır :)

Ne olur ne olmaz diye erken gidildiğinden sabırsızlıkla oyunun başlama saati beklenir.Anne"inşallah çişi mişi gelmez wc ne taraftaki acep, bi koşu yetiştiririm",çocuk "Ahh şu sahnedeki bisiklete bi binebilsem"diye düşünmektedir bir taraftan.


Otur,kalk,"şurası dahamı iyiki,arkayamı geçsek,ön tarafa başka gelen olurmuki " diye düşünürken başlama saati gelmiştir bile. 


Büyük bir dikkat ve ilgiyle oyun izlenir,tamda annenin kızından beklediği gibi.Aralarda anne ile sahne üzerine sohbet yapılır bıdı,bıdı,bıdı...
Prenses ablanın sorduğu sorulara salondaki çocuklarla birlikte "eveeeeett,haaaayıırrr" gibi cevaplar verilir tahmin edildiği üzere ve tabiki şak şak şak alkışlar eşlik eder müzikli ve danslı sahnelere.

Konu oyuncak dolu bir odada geçmektedir.Oyuncaklardan prenses,tavşan,ayı,tilki canlanır ve oyun oynamaya başlarlar.Ama oyunun adı "Yalancı Tilki" ya,bu tilkicik durmadan rahatsız eder arkadaşlarını,canlarını acıtır bazen,yalan söyler sürekli.Ve birgün onları korkutacağım derken çöp kutusuna sıkışınca yine arkadaşları yardımına gelecektir,o günden sonra iyi olmaya söz verir tilkicik ve birdaha hiç yalan söylemeyeceğine.Ana temada yalanın ne kadar kötü birşey olduğunu çocuklara kavratmaktır zaten.Aralardada oyuncaklara zarar verilmemesi gerektiği ve oynadıktan sonra toplanması gerektiği mesajı verilir. 


Çocuk sevinçle alkışlar,ne kadar anladı bilinmez konuyu ama yüzü gülmüştür ya önemli olanda odur.

Annede kızıyla birlikte bir ilki yaşamış olmaktan dolayı mutludur,gururludur.
Bunu ilerleyen zamanlarda sinema,konser v.s. takip edecektirya onun hayalini kurmaktadır,kızı büyüdükçe paylaşımlarda zenginleşecektir ve gözleri dolmaktadır.

Pazartesi, Ekim 25, 2010

Turunç Ahtapot,Fırında Hamur ve Bir Duyuru

Meraklı Minik'te görmüştüm birkaç ay öncede bi türlü kısmet olmamıştı yapmak,dün baba elinde üç top yünle gelince ampul yanıverdi bende.Aman öyle marifetli bir blogger anne değilim yanlış anlaşılmasın,hünerli annelerin yaptıklarına bakıcıyım sadece pek yapıcı değilim maalesef.Hazır yünler gelmiş,ee çokta basit bişey yapayım dedim,fenada olmadı.Dergi zamanları yapsaydım daha popüler olabilirdi,zira Duru ahtapot ve balık hastası olmuştu,Melek balığı,Palyaço balığı diye sayıklardı o vakitler.Şimdi bu turunç arkadaş peluş oyuncakların arasında yerini aldı.Daimimi geçicimi onu zaman gösterecek.Yalnız gözler fazla kalıcı olmaz gibime geliyor,Duru tarafından merak edilme suretiyle heran oyulabilir :) 


Bu maharetli anne,süper çetrefilli ahtapot yapmakla kalmayıp birde oyun hamuru yapmaya kalkmasınmı?Hiç kalkmasın...Çünkü aktivite için yün alan baba bu işide halletti sağolsun, yine izleyici koltuğunda yerimi aldım.
Amma velakin bu hamur ne menem bişeydir insanın eli bi deydimi bırakası gelmiyor,güya çocuğa yapıldı.O bi kenarda kendince takıldı,biz babayla kendimizi aştık çocuğu gözümüz görmüyor :)
Bu şirin kelebekler ve papatya bana ait,babanın yaptığı meymenetsiz kediyi hiç koymadım göz zevkiniz bozulmasın :)


Bi güzel fırınladık birde mis gibi oldu yemede yanında yat :) 
Guaj boyalarla boyadık sonrasında,işin içinde Duru'da olunca çok profesyonel bişey çıkmadı ortaya,yoksa biz süper ötesi bişey yapardık emin olun ;)


Duru, renksiz ev yapımı naturel oyun hamuruyla iki saat rahat uğraşmıştır,boşuna almışım şimdiye kadar bi ton hamur,çok güzel oldu kıvamı renksizken bile çok rağbet gördü.Bundan sonra tuza yatırım yapacağız :)



Milliyet gazatesinin verdiği bir dergi getirmiş birde baba,"Anne ve çocuk ev okulu".Aslında iki cilt kitap halindeymiş, tanıtım amacıyla dergi haline getirmişler bikaç aktiviteyi.Evde yapılabilecek ufak tefek oyuncak örnekleri,boya baskı çalışmaları ve daha farklı aktivite örnekleri,bayıldım ben.Daha önce kitap olarak görmemiştim,nette arattım bulamadım sanırım Milliyet gazetesi hazırlatmış.Kupon biriktirip bu ciltleri alacağım,dikkatinizi çekerse bir bakın sizde ki eminim çekecektir :)


Mevsim itibariyle artık dışarda çok fazla zaman geçirmek pek mümkün olmayacak.Evde yapılabilecek çalışmalara ağırlık vermek gerek,bu yüzdendirki bu kitap çok ilgimi çekti,ilaç gibi gelecek bize.
Haydi sizede kolay gele..





Çarşamba, Ağustos 04, 2010

Mutluluk Dediğin...

...en sevdiğin kişiyle en sevdiğin yere keyifle ilerlemek


Hedefe ulaşmak için ,hayat basamaklarını emin adımlarla çıkabilmek tek başına.


Güneşi yüzünde hissetmek bazen,


bazen,özgürce akışına bırakmak bedeni.


Her güzel şeyin bir sonu olduğunu kabullenip,kürkçü dükkanına dönebilmek :)